7 Şubat 2010 Pazar

Nasıl D&R Manyağı Oldum?


Ben bir D&R manyağıyım. Beni genellikle İstanbul'un herhangi bir D&R'ında dolaşırken görebilirsiniz.Eğer aynı dükkana dün gelip her kitabın, her filmin, her cd nin yerine tek tek bakmışsam,bunu bugün ve yarın da yapabilirim. Zavallı nişanlımın çok çektiği bir çiledir bu. Hatta bir ara, D&R'a gitmek, günlük rutinimizin bir parçası olmuştu. Her gidişimizin %99.9 unda dayanamayıp (burada dayanamayan taraf daha çok ben oluyorum, yoksa Onur'un gayet güçlü bir iradesi var) birşeyler satın aldığımızı ve bunu haftanın en az 5 günü yaptığımızı da göz önünde bulundurursak, D&R'ın asıl sahiplerinin, ülke çapında yüzlerce şubeyi açacak parayı nereden bulduklarını söyleyebiliriz: Benim naçizane öğrenci harçlığımdan ve nişanlımın mimar maaşından.

Sadece D&R değil, içinde kitap, müzik ve film barındıran her mekan benim bir çeşit cennetim sayılabilir.Bu küçüklüğümden gelen bir şey aslında, 10 yaşında, ailemin iş durumu yüzünden Bodrum'a taşındığımız zaman, annemlerle birlikte sık sık gittiğim ve yemeğimi yedikten sonra ölesiye sıkıldığım,yapacak birşeyler aradığım,küçük bir restaurant & bar karışımı bir yer vardı.

Tabii şimdi, 20 yaşındaki ben, 10 yaşındaki ben'in ölesiye sıkıldığı ve genelde bir an önce kalkmak istediği yere gitse, muhtemelen saatlerce oturur, adult'vari sohbetler yapar, ve yıllar önce neden sıkıldığımı pek anlamaz. Her neyse,konumuza dönmek gerekirse, işte o ölesiye sıkıldığım zamanlarda, beni büyüleyen bir şey keşfetmiştim; restaurantın olduğu sokağın en fazla 5-6 metre yukarısında bir "kitapçı" vardı! Burası bana- çöldeki susuz adamın pınar bulması benzetmesini yapmak istemiyorum,daha iyi bir benzetme bulmalıyım- yıllarca akvaryumda yaşadıktan sonra, okyanusa bırakılan balığın hissettiği o duyguyu hissettirmişti (gerçi eğer balıklar böyle hislere sahip olabiliyorlarsa, muhtemelen 5 saniye sonra unuturlar,ikinci 5 saniye sonundaysa unuttuklarını unuturlar, üçüncü 5 saniye hakkında ise konuşmak istemiyorum) -belki de metafor olarak, dünyanın en büyük hazinesini bulan çulsuz korsanları kullanmalıydım- her neyse, fazla uzatmayayım, duygularımın aşağı yukarı ne olduğunu anladınız.

Hemen hemen her gün o restauranta gittiğimiz için, hemen hemen hergün o kitapçıya da gidiyordum. Burası küçük bir dükkandı, giriş kapısının tam karşısında, dükkanın öbür ucunda, kitapçının sahibi olan, uzun, kırlaşmış saçlarını toplamış, soluk renkli bisiklet yaka bir tişört giymiş (altında pantalon mu vardı, yoksa şort mu hiç hatılamıyorum) tel çerçeveli gözlüğü olan adam,kasanın başında oturmuş, onunla birlikte çalışıyor gibi hatırladığım bir kadınla konuşuyor olurdu genellikle. Dükkanın iki duvarı da kitaplarla çevriliydi, tam ortasında da o zamanki boyumdan yüksek bir kitap reyonu vardı.İşte ben başlarda o kitap reyonunun arkasına saklanarak, oradaki kitaplardan birini okurdum. O zamanlar, şimdiki gibi ufacık bir ses duyduğum için dikkatimin dağılıp başımı kitaptan kaldırtması nerede, kendimi resmen kitabın içine kilitlerdim ve dünya umrumda olmazdı; hatta hiç unutmuyorum, annemler Tom Hanks'in Philadelphia filmini izlerlerken, bende televizyonun dibinde film süresi boyunca bir kitap bitirmiştim (o filmi hala izlemiş değilim).

Ardından günler geçti, ve tabii kitapçının sahibi olan adamcağız, her gidişimde beni tanımaya, gizlice ve saatlerce ayakta dikilerek, gizli gizli kitap okuyuşumu farketmeye başladı. Bir gün bana bir tabure verdi,oturarak okuyayım diye, bir başka gün, göz ucuyla bir torbaya koyduğunu farkettiğim, Tübitak yayınlarından bir kitabı (okuma kitabı değil de bir etkinlik kitabıydı sanırım) bana hediye etti. O kitap hiçbir işime yaramadı ama yıllarca, adamın bana gösterdiği bir iyi niyet simgesi olduğu ve ona olan minnettarlığımı simgelediği için sakladım.

Çok daha küçük yaşlarımdan beri okumayı çok sevmişimdir, yani şimdiki kitapçılara olan tutkum, kitaplara olan sevgimden ve bir kitapçıda sevdiğim bu şeylerden yüzlerce olmasından mı kaynaklanıyor, bu ismini bilmediğim ama hala minnettarlık hissettiğim, Bodrum'daki kitapçı amcadan mı, yoksa ikisinden birden mi kaynaklanıyor bilemiyorum. Ancak, hayatımın geri kalanı boyunca tüm kitapçılara bağımlı oldum, ortaokul 1den lise sona kadar sürekli gittiğim, Antalya'da, Kale Kapısı'na giden yolun bir üst paralelindeki sahaf dükkanları(o bölgeye ne dendiğini unuttum, sanırım valilik deniyordu) benim için ikinci bir yuva gibiydi dersem abartmış olmam.

Ve ardından üniversite için, İstanbul'a geldim. Burada keşfettiğim üç tane Sahafçılar Çarşısı' da (biri Beyazıt'ta, biri Beyoğlu'nda,diğeri ise Kadıköy'deki Akmar Pasajı'nda.) acımasız insanlarla doluydu. Antalya'da tanıdıklığın verdiği torpil olmadan bile bir kitabı, buradaki sahaflardan en az üç kat daha ucuza alabiliyordum. Bu durum gittikçe sinirimi bozmaya başladı, ardından da nişanlımla tanıştım ve çıkmaya başladım. Ve sonra D&R lar tekelim oldu(mecazi anlamda tabii.)

Sanırım Kanyon'daki D&R dışında erişebildiğim tüm D&R'lara gittim. Capitol AVM D&R, Altunizade D&R, Caddebostan Kültür Merkezi D&R, Erenköy D&R, Suadiye D&R, Beyoğlu D&R, Astoria AVM D&R, Profilo AVM D&R, Cevahir AVM D&R,İstinye Park D&R (en çok çeşit buradaydı), Optimum Outlet AVM D&R, hatta bir keresinde nerede olduğunu hatırlamadığım bir benzincinin D&R'ı vardı, Onur benzin alırken şöyle bir göz atmıştım.

D&R dışında gittiğim hiç kitapçı yok mu diye merak edebilir, ve hatta olmamasını temenni bile edebilirsiniz. Ne yazık ki cevabım "evet, var" olacaktır. Kadıköy ve Beşiktaş'taki Alkım Kitabevleri, Nezih Kitabevi, Remzi Kitabevi, Megavizyon, Beyoğlu'ndaki ve Kadıköy'deki Mephisto Kitabevleri, Ada Kitabevi, Seyhan Müzik (içinde filmler ve kitaplarda barındıran Kadıköy'deki bir mağaza), Beyoğlu'ndaki İstiklal Kitabevi,İstiklal Caddesi'ndeki, adını hatırlayamadığım tüm kitap ve müzik dükkanları,Carrefour AVM'lerin kitap,film ve müzik reyonları, Beşiktaş'taki Kabalcı Kitabevi.. Daha varsa hatırlamıyorum.

Evet, muhtemelen bu size manyaklığım hakkında yeterli bilgiyi vermiştir.Burada bulunduğum 2.5 sene boyunca bu saydığım yerlere onlarca kez,hatta yüzlerce kez gittiğim olmuştur.Özellikle Anadolu Yakası'ndaki tüm D&R'larda hangi kitabın,hangi rafta durduğunu size söyleyebilirim. Hangi DVD nin,kitabın ya da müzik cdsinin, piyasada, en ucuz nerede satıldığını bilirim. Olur da bir yerden daha yüksek fiyata almış olduğum tek tük şeylerin daha ucuza satıldığını görürsem, kendimi kazıklanmış hissederim ve yakınmadan edemem. Elbette bir D&R kartı sahibiyim ve en son içinde biriken puanlarla aldığım kitapları 40 lira indirimle aldım. Hiç okumamış olsam da, arkadaşlarımın bahsettikleri kitapları mutlaka görmüşümdür ve onlar bahsederken, ben kitabın/filmin/albümün hangisi olduğunu kafamda canlandırabildiğim için mutluyumdur. Odamda, mini barlar gibi mini bir D&R barındırıyorum,artık raflardan taşan yüzlerce DVD ve kitabım var, albümlerim, yazmak için alınan özel defterlerim, Van Gogh'un Starry Night adlı resminin henüz yapılmamış,çeyiz olarak saklanan(evlendiğim zaman yapmayı düşünüyorum da) puzzle'ı, dosyalar, çikolatalar,Beatles takvimim, hatta mini planetarium'um bile var.( sonuncusunu almanın çok gereksiz olduğu kanısına nedense aldıktan sonra vardım)

"Peki bu kadar bağımlılık neden??" diye soracak olursanız, aşırı sinirlendiğimde bile sakinleştiğim, üzgün olduğumda, bakacak yüzlerce şey olduğu için kafamı dağıtabildiğim, somurtuk bir moddayken neşelenebildiğim, güven veren, iyi hissettiren, huzur bulduğum, sıcak yerler buralar çünkü. Herkesin, kötü hissettiğinde, kaçıp sığınabileceği yerler vardır, benim güvenli bölgem de buralar sanırım. Belki de böyle hissetmemin nedeni, Bodrum'daki kitapçı amcadır,bana tabure verişi, saatlerce üzerlerinde dikilerek kitap okumaya çalıştığım küçük ayaklarımın delice sevinmesine,ve kendimi bir çeşit evimdeymişim gibi hissetmeme neden olmuştu. Belki o adamcağız olmasaydı böyle olmayacaktım..hmm.. sanmıyorum, geçmişte ne olursa olsun, daima böyle küçük bir kitapçı manyağı olacağıma inanıyorum,ve ömrümün geri kalanını da bu şekilde geçirecek olmanın verdiği hazla yaşıyor olmak,harika birşey..

2 yorum:

  1. Canım aslında bu yazı gerçekten çok güzel olmuş. Daha önce de okumuştum ancak şu an niyeyse daha çok dikkatimi çekti. Bu yazının diğer kitapçılardan bahseden kısmını atıp D&R'a versen bence kesinlikle reklam amaçlı olarak şubelerinde duvara çerçeveletip asabilirler valla hiç şaşırmam :) Bu arada D&R'a senin değilde özellikle benim girmek istediğim ender anlar da olmuyor değil. Sanırım senin bu D&R manyaklığın bana da bulaştı zaman içerisinde. İleride evlendiğimiz zaman kendi evimizde kesinlikle "D&R Junior" diye bir duvar, hatta bütün bir oda olacak bence bu gidişle :) Ayrıca o puzzleı unutmuştum bak ben onu bi ara yapsak ya canım çekti şimdi :)

    YanıtlaSil
  2. ben onu yeni evimizde henüz kedimiz yokken yapmayı düşünüyorum aslında hayatım,sonra çerçeveletip duvara asarız:D mozartı annemler vermiyorlar biliyosun,o yüzden birileri puzzle parçalarını çiğnenmiş ıslak toplar haline getirmeden rahat rahat yaparız:D

    YanıtlaSil