30 Nisan 2010 Cuma

Dünyanın Sonu'nu Getiren Filmler!







Birçoğunuz 2012 filmini izlemişsinizdir. Ya da Nicholas Cage'in başrolünde oynadığı Knowing/ Kehanet adlı filmi. En azından herkes 1998 yılında gösterime girmiş ve televizyonlarda binlerce kez verilmiş, Elijah Wood'un Frodo Baggins olmasından çok çok daha önce Leo Biederman olarak oynadığı Deep Impact/Derin Darbe filmini izlemiştir. Bu yazı bu filmlerle alakalı bir yazı değil, bu yazı bu filmlerin ortak konusunu ele alan bir yazı; dünyanın sonunu.
Muhtemelen dünyanın sonunu ele alan belki de onlarca film çevrilmiştir,şahsen hepsini bilmem imkansız, çünkü bir çok insanoğlu (ya da kızı,her neyse) gibi bende dünyanın ve insanlığın sonunu görmekten rahatsız olan biriyimdir. Bu rahatsızlığımı da bu üç film üzerinden dile getirmek istiyorum, çünkü izlediğim ve hatırladığım kadarıyla sadece bu üç film, dünyanın sonunda neler olduğunu gösteriyordu.
Öncelikle bu filmlerin en eskisiyle başlayacağım; Deep Impact ile. Herşey, şeker çocuk Elijah'nın (filmdeki adıyla Leo) 15 yaşlarında,bir gözlemevinde amatör olarak gözlem yaparken, devasa boyutlardaki bir göktaşının yörüngesinin, dünyadan geçtiğini ve eninde sonunda dünyaya çarpacağını keşfetmesiyle başlamakta, bu konuyla ilgili olarak yetkilileri uyarmasıyla, yetkililerin gerekli düzenlemeleri yapıp, astronotlardan oluşan bir timi çok geç olmadan göktaşını yok etmeleri için uzaya göndermesiyle devam eder. Bu tim göktaşını yok etmeye çalışırken onu yanlışlıkla büyük ve küçük parça olmak üzere iki parçaya ayırır,sonra da ellerinden başka birşey gelemeyeceği için kendi hayatlarını büyük parçayı yok etmek için feda ederler. Bu işe yaramıştır, ancak hiçkimsenin dünyaya yaklaşmakta olan küçük parça için yapabileceği birşey yoktur. Derken ABD Başkanı olan Morgan Freeman, tüm karizmatikliğiyle halkına taşın dünyaya çarpacağını duyurur, 200.000 bilim adamı,asker ve önemli şahsiyetlerden oluşan bir grup ile kurayla seçilmiş 800.000 sıradan Amerikan vatandaşı, çarpışmadan sonra,dünyadaki insan varlığını sürdürmeleri için yer altında inşa edilmiş birtakım sığınaklara sığınma hakkına sahip olmuştur.Bunların arasında elbette göktaşını ilk farkeden Elijah ve ailesi de vardır, ancak aşık olduğu kız ve ailesi yoktur. Bu yüzden Elijah bir mobiletin üzerinde gidip sevdiği kızı ve kızın daha bebek olan kardeşini kahramanca sular altında kalmaktan kurtarır, derken bir tepeden olan biteni izlerlerken film biter. Göktaşı dünyaya çarpmış, her yer sular içinde kalmış ve farklı ülkelerde, gazete okuyan,bisiklete binen,kaçmaya çalışan ya da durup öylece ölmeyi bekleyen milyonlarca insan boğularak ölmüştür.
Aslında birkaç kere ve çoğunlukla çocukken izlediğim bu filmi severim. Rahatsız edici bir film sayılmaz,hiçbir zaman "ya öyle birşey olur da hepimiz ölürsek?" düşüncesine sokmamıştır beni çocukken dahi. Belki de bunun nedeni tüm sürecin Morgan Freeman'ın devlet başkanlığı yaptığı bir ABD de geçmesi ve diğer ülkeleri en son, herşey sular altında kalırken, yarımyamalak göstermeleridir. Yani Türkiye'ye birşey olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi yok. Ayrıca o yıla göre güzel efektlere sahip bir film olmasının da filmi sevmemde katkısı var.
İkinci olarak (izlediğim sırayla) 2012 yi ele almak istiyorum. Bu filmin görsel efektleri ve inandırıcılığı elbette Deep Impact'ten kıyaslanamayacak kadar üstündü. Ancak bu filmde de Jackson Curtis (John Cusack) in ailesini dünyanın sonundan kurtarmak için delicesine çırpınarak, ancak kişi başı 4 milyon euro'su olanların ve yine önemli insanların binmeye izinli olduğu gizli, dev gemilere götürme çabasını izliyoruz. Bu filmdeki ABD Başkanı ise Cehennem Silahı /Lethal Weapon filmlerinden tanıdığımız Denny Glover, yani yine Deep Impact'teki ABD Başkanı gibi zenci bir aktör. Böylesi kıyamet filmlerinde devamlı siyahi ABD Başkanları kullanmaları da çok ilginç aslında,özellikle de şu anki Başkan Obama'nın şimdiye kadar seçilmiş ilk siyahi başkan olduğu düşünülürse. Bu "Madem gerçekte şimdiye kadar siyahi ABD Başkanı olmadı bari filmde öyle olsun, zaten Morgan Freeman ve Denny Glover muhteşem aktörler" gibi bir anlayıştan mı yoksa "ABD' de bir siyahi devlet başkanı olduğu zaman mutlaka dünyanın sonu gelir" anlayışından mı ileri gelmekte hiçbir fikrim yok. Bu iki seçenekten ilkinin doğru olmasını ve Morgan Freeman ve Denny Glover gibi harika aktörlerin böyle bir felaket anında ABD halkına hitap etme yeteneklerinin çok çok üstün olduğu düşünülerek bu seçimlerde bulunulmuş olmasını ummaktayım.
Filmin sonu yine güllük gülistanlık bitiyor, yani en azından Curtis ailesi için.Onca çabadan sonra, verilen tüm kayıplara ve dünyadaki tüm kıtaların yer değiştirmesine rağmen, John Cusack ve ailesi o gemilerden birine ücretsiz (!) binmeyi başarıyor. Evet, bu filmde tıpkı Deep Impact'taki gibi insanlığın bencil ve kendini beğenmişliğinden izler taşıyor," biz akıllı varlıklarız ve bu sayede kıyametten bile yırttık" tarzında. Yine de filmi baştan sona Jackson Curtis açısından izlemiş olmamız yüzünden, onun ve ailesinin kurtuluşu, içimizde sanki biz kurtulmuşuz gibi bir rahatlama ve umut duygusu uyandırıyor. O yüzden sinema salonundan çıkarken tek düşündüğümüz, filmin harika görsel efektleri, ailenin ve insanlığın hatta o minik köpeğin kıyametten ve sular altında kalmaktan kurtuluşu oluyor. Bilinçaltımız bizi kendini beğenmişçe "Her zaman umut vardır" diye sakinleştiriyor. Tabii beyninizin bir köşesinde "Şu an böyle birşey olsa sence şimdiki hükümet seni beni düşünür de, Denny Glover ya da Morgan Freeman hükümeti gibi uğraş verir mi?" diye bağıran sesi önce duymazdan gelmeniz, sonrada içinizden küfrederek bastırmanızı saymıyorum.
Knowing/ Kehanet'e gelince, muhtemelen, şimdiye kadar ki en sinir bozucu felaket-dünyanın sonu filmi budur. Lucinda adında küçük bir kız 1950 lerde gittiği okulun bahçesine gömülecek ve 50 yıl sonra açılacak bir zaman kapsülü için, sınıf arkadaşlarıyla beraber "gelecekte neler olacak?" adlı masum bir konuyla ilgili resim yapması için görevlendirilir. Buradaki maksatın ne olduğunu şahsen bende bilmiyorum, 2009 yılında aynı okuldaki öğrenciler o kapsülü açıp 50 yıl önceki çocukların hayal güçlerini incelesinler diye sanırım. Her neyse herkes uzay gemisi vb. gibi resimler çizerken, Lucinda yanyana anlamsız sayılar yazarak kağıdı önlü arkalı doldurur. Ve elli yıl sonra bu kağıdı bir astrofizikçi olan Nicholas Cage'in filmdeki adıyla John Koestler'ın 9 yaşındaki oğlu bulur. Koestler, bu sayı diziminden bir anlam çıkarmaya çalışırken, aslında bu sayıların sırasıyla, 50 yıldır olan kazaların, felaketlerin gün,ay ve yıl olarak tarihlerini, ölen kişilerin sayısını ve kazaların olduğu koordinatları olduğunu keşfeder. Aynı zamanda şu ana kadar gerçekleşmemiş ve ileriki tarihlerde gerçekleşecek olan üç kehanetin daha olduğunu farkeder. Bunların ikisini bizzat yaşar, üçüncüsünü engellemek için uğraşır ve Lucinda hakkında araştırma yaparken, en son kehanette ölecek olduğu söylenen 33 kişinin, aslında 33 sayısı değilde ters olarak yazılmış iki EE harfi olduğunu öğrenir. Bunun anlamı "EVERYONE ELSE" tir, yani son felaket gerçekleştiğinde dünyadaki herkes ölecektir.Ve bunun nedeni, ne göktaşı, ne de 2012 deki gibi dünyanın kendi içindeki doğal nedenlerle yeryüzündeki canlıları yok edecek olmasıdır; bunun nedeni Güneş'in büyük bir patlama yaşayacak olması ve alevleriyle dünyayı magmasına kadar yakıp kavuracak olmasıdır.
Neden en sinir bozucu olan filmin bu olduğunu anlamışsınızdır herhalde, bu sefer kurtulma imkanı olan sular kaplamıyor yeryüzünü, herşey yanıp kül oluyor, dünya dahil. İşte bu filmde, aslında hiçbir umut yok, insanlarda kendini beğenmişlikten iz kalmamış,herkes korku içinde ve yanarak yok olacak. Daha fazla spoiler'lık edip filmin sonunu söylemeyeceğim, ancak senaryo yazarlarının, yine de hayat ve birazcık umut olsun diye ilginç (ve bana göre biraz saçma, ama sonradan düşündüğümde neden olmasın dediğim) biçimde bir son yazmış olduklarını belirtmeliyim. Bittikten sonra kendinizi gerçekten dağılmış hissediyorsunuz, çünkü böyle bir durumda gerçekten hiç umut yok, saklanmak, gemi yapmak ve biletlerini kişi başı 4 milyon euroya satmak falan yararsız.
Bu yazıyı niçin yazdım? Bende pek emin değilim, sanırım neden biz insanlar kendi sonumuzdan bu kadar korkuyor ve gündelik hayatımızda ölümü bu kadar aklımızdan uzak tutuyorken, sırf özel efektlerle seyirci çekmek için böyle dünyanın sonu filmleri yapıldığını irdelemek için. Bazıları 2012 de gerçekten birşeyler olacağını, bunun bir felaket olmasa bile tüm canlıların algısının çok daha açılıp bir üst seviyeye çıkacağını, aniden bir farkındalık yaşayacağımızı söylüyorlar. Bence bu çok korkutucu ve rahatsız edici birşey, belki de biz insanlık olarak salak kalmayı ve herhangi bir aydınla yaşamayı istemiyoruzdur, kimbilir, neden önce bize sorulmuyor ki? Bu tip şeyleri düşününce yaptığım tüm planlar saçma geliyor, 2012 de bir aydınlanma yaşayacaksam neden öss'ye bu sene girdim ki mesela? Aydınlandıktan sonra girseydim,tıp mıp kazansaydım? Ya da 2012de dünyanın sonu gelecekse ne diye bunca aydır üniversite için uğraşıp nişanlımı askere gönderdim ki? İki sene daha kaçsaydı askerlikten, mazeret bulsaydı gitmemek için zaten 2 sene sonra askerlik falan kalmayacaktı ortada.
Buradan tüm yönetmenlere sesleniyorum, ya felaket filmleri yapmayın, ya da yapacaksanız sadece ABDyi falan vuracak felaketler yapın ki, onlar da bunun için her türlü alet edevat geliştirip kendilerini kurtarsınlar, herşey güllük gülistanlık olsun, hatta neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları için insafa gelip, masum insanlara saldırma, bizi parmaklarında oynatma gibi kötü huylarından vazgeçsinler, herşey güzel olsun, John Lennon'ın Imagine şarkısındaki gibi kardeşlik dostluk olsun, hatta ABD Başkanı yeniden karizmatik Morgan Freeman olsun. Evet sevgili yönetmenler tüm bunları gerçekten başarırsanız, 2012 de ırkımızın yokolacağı varsa bile, varsın yok olsun, en azından barış içinde falan yok oluruz, gözümüz arkada kalmaz. Gerçi biz insanız, gözümüz daima arkada kalacaktır.
Şu 2012 yılını sağsalim bir atlatsak dostlar!

3 yorum:

  1. çok supersin filmleri çok beyendim gerçekrtende teprikler filmler için teşekur ederım ellerine saglık :)

    YanıtlaSil
  2. Asıl ben teşekkür ederim,beğenmene çok sevindim,çok sağol:D:D

    YanıtlaSil
  3. rıca ederim nedemek.başarılar dilerim yeni filmlerde bekliyorum :) tılımm

    YanıtlaSil