4 Nisan 2010 Pazar

The Lord Of The Rings / Yüzüklerin Efendisi I







Muhtemelen herkes Yüzüklerin Efendisi'ni en azından bir kez izlemiştir. Filmlerin vizyona girdiği yıllarda öyle büyük bir sansasyon yarattı ve televizyonlarda o kadar çok verildi ki (büyük olasılıkla her kanal iki kere yayınlamıştır üç filmi de), mutlaka hiç izlemediğini iddia eden biri dahi kıyısından ucundan izlemiş, tüm o görkemli savaş sahnelerine gözünü ayırmadan bakmıştır. Nasıl bakılmaz ki, tüm o harika efektlere, karakterlerin güzelliğine, savaş sahnelerinin etkileyiciliğine,hikayenin bizi bir anda içine çekip götürmesinin çekiciliğine nasıl olup da kapılmaz insan? Şahsen, belki de her filmi baştan sona 20şer kez izlemişimdir, hala televizyonda rastgeldiğimde oturup izlemeden, favori sahnelerimde ilk izleyişimdeki gibi etkilenip heyecanlanmadan duramıyorum.Benim kanaatimce -üç kitabını da üçer kez okumuş biri olarak söylüyorum- şimdiye kadar beyaz perdeye olabilecek en harika biçimde aktarılması başarılmış en iyi kitap uyarlaması bu filmler.
Yüzüklerin Efendisi'nin adını ilk duyduğumda, ortaokuldaydım. Aynı serviste ve aynı sınıfta olduğum Muratcan adlı bir arkadaşım, bir gün serviste bana "Yüzüklerin Efendisi kitaplarını biliyor musun?" diye sordu. O zamanlar ikimizde deli gibi Harry Potter hayranıydık; kitaplarını yalayıp yutarcasına okuyor, satın aldığımız PC oyununda Muratcan'a yetişmeye çalışıyordum. İkimizde fantastik kitaplara bayıldığımız için bu soruyu bana sorması çok doğaldı. "Evet" dedim, "Kitapçıda görmüştüm" (görüldüğü üzere kitapçılarda uzun uzun param olmadığı ya da yetmediği için kitapları seyretme ve vakit geçirme alışkanlığım o zaman da varmış, neyse ki şimdi istediğimi alabiliyorum). Gerçekten de görmüştüm, kapağında yürüyen bir büyücünün gizemli bir resmi olduğu koyu yeşil bir kitaptı. Sanırım kapağı dikkatimi çekmişti, ancak kapağı dikkatimi çekerken, fiyatı, ellerimi kitabın üstünden çekmeme yetmişti, çünkü 9 milyondu, şimdiki parayla 9 tl. Şu an bu fiyat kulağa komik geliyor, ama sinema biletinin 1,5 - 2 milyon olduğu zamanlardı -ki sinema o yaştaki bir çocuk için çok lüks birşeydi o zamanlar (en azından benim için).
Ardından kapağını tarif ettim, doğruyu söylemek gerekirse, kitabı çok da önemsememiştim, arkadaşım bana bahsederken. "Yakında filmi de gelecekmiş, çok güzel kitaplar" diye eklemişti Muratcan. Başımı salladım, derken konu değişti ve filmi gelene kadar bir daha düşünmedim hakkında - tabii arada sırada kitapçıda incelemek için elime şöyle bir almam dışında.
Filme bizim okuldan ayrılmış bir arkadaşım (Esma) ve onun sınıfıyla gittim. Tam yeniyıla girilecek gecenin günüydü, 31 Aralık 2001 tarihinde. Filme daha ilk sahneden kendimi kaptırdım, öyle ki, filmin üç saat sürdüğünü farketmedim bile. Shire'a bayıldım, Kara Süvariler tüylerimi ürpertti, Yolgezer'e güvenmem, Hobbitlerin ona güvenmesiyle aynı süreyi aldı, Rivendell'in, elflerin, Arwen'in ve Galadriel'in büyüsüne kapıldım, Legolas'ın hafifliğine,Frodo'nun cesaretine hayran kaldım, Gandalf düştüğünde, şok geçirdim, Yüzük Kardeşliği dağıldığında yerimde duramıyordum. Film bittiğinde, 'hikayenin gerisini öğrenmeliyim' dedim, 'bir şekilde bilmeliyim.' Gece yatarken o dünyanın hayaliyle sarmalanarak yatıp uyudum.
Kendisini başka dünyalarda kaybetmeyi seven bir çocuk için ne kadar da büyüleyici, mistik bir dünyaydı The Lord Of The Rings dünyası! Belki de yıllarca, o açlığı, hayalgücünü besleyip doyurabilecek kadar zengin bir dünya...
Kitapları yine Muratcan'dan alıp bir çırpıda okudum.Tabii önce "Ne olacak şimdi, Gandalf gerçekten öldü mü, nasıl olur?? " gibisinden cırcır böceği gibi başının etini yemeyi ihmal etmedim, ama o da gerçekten iyi birşey yapıp "Okuyunca görürsün" dedi ve benim için gizemi ve heyecanı bozmadı.Kitapların dili kolay değildi, biraz ağırdı, belki de birçok çocuğun sıkılıp bırakmasına neden olacak kadar, ama oldum olası o hayal dünyasını bütünleyen dile dalmayı sevmişimdir. Tabii, kitaplar ve filmler arasında fark vardı, daha doğrusu, çekilmeye gerek görülmemiş bölümler ve bazı belirtilmeyen, minik ayrıntılar. Mesela, Bree için yola çıktıktan sonra, Sam, Frodo, Merry ve Pippin'in Tom Bombadil adlı esrarengiz bir orman bekçisi ve koruyucusunun evinde kaldıkları bölüm. Tom Bombadil, yüzüğün varlığını hissedip onun bir Âli Yüzük (takanı görünmez yapan nadir yüzükler) olduğunu bildiğini ima eden, çok çeşitli güçleri ve çok zarif bir karısı olan mistik bir adamdır. Okuyucular, onun kim ya da ne olduğunu tamamen anlayamazlar, tıpkı Hobbitlerin de anlayamadıkları gibi. Ayrıca Frodo'nun yolculuğuna başladığında 40 yaşında olduğunu, arkadaşları olan hobbitlerinde o civarlarda olduğunu ilk okuduğumda çok şaşırmış, filmde Frodo'yu oynayan Elijah Wood'la karşılaştırdığımda çok garipsemiştim.
Kitapta birçok Elfçe konuşmaya da şahit oluyorsunuz, kitabın yazarı J.R.R. Tolkien'in gerçekten, en ince ayrıntısına kadar yarattığı dillerden sadece biri. Bunun yanında Cüce dili, Morgul Dili, Kadim Lisan olarak geçen, büyücülerin ve yaşlı elflerin bildiği çok eski bir lisan ve tabii Ent dili ( Fanghorn Ormanı'nda yaşayan Ağaç Çobanları'nın - diğer bir deyişle yürüyen ve konuşabilen dev ağaçların dili). Ayrıca orkların kendi ait oldukları yere göre değişik lehçelerde konuştukları Orkça (Sauron'un orkları başka bir lehçeyle, Uruk-Hai'ler başka lehçeyle konuşmaktadırlar kitapta), Gondor dili, Rohan dili ve tabii herkesin konuştuğu ortak dil kitapta adı geçen dillerden hatırlayabildiklerim.
Tolkien neden bunca yeni dil (hatta Elfçe'nin neredeyse tüm grameri vardı sanırım kitapların arkasında) uydurma çabasına girmiş ki diye düşünenler için belirtmeliyim ki, kendisi Oxford'un İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörlerindendi, hatta şu anda hepimizin ellerinden geçmiş ve geçmekte olan Oxford sözlüğünü yazanlardan biriydi. Bir dil bilimci olması, onu tamamen varoluşundan başlayarak en ince ayrıntısına kadar kurduğu dünya için, yeni diller yaratmaya yöneltmiştir.
Şu anki izlediğimiz LOTR filmlerinde olmasa da, filmlerin extended (genişletilmiş) versiyonlarında çekilmediğini sandığımız birçok sahne bulunmakta. Örneğin, ilk filmde Lorien Ormanı'ndan ayrılırlarken, Galadriel'den bir tel saçını isteyen Gimli'nin Legolas'a gurur ve minnettarlıkla dolu bir sesle "Ondan veda armağanı olarak, altın saçından bir tel istedim. O bana üç tane verdi!" dediği sahne, filmin normal versiyonunda gösterilmiyor. Ya da üçüncü filmde, Faramir ve Eowyn'in, Gondor'daki savaşın ardından aynı şifaevinde iyileşmeleri, birbirlerini görüp beğenmeleri ve bir araya gelip konuşarak bunu belirttikleri sahne de normal versiyonda yok ama genişletilmiş versiyonda bunu izleyip nihayetinde Eowyn'in Aragorn'a olan aşkından, başka bir aşka karşılık vazgeçtiğini görebilirsiniz.
Anlatacak o kadar çok şey var ki, bu yazımı bir seri halinde üç parça olarak yazmaya karar verdim, tıpkı kitaplar ve filmler gibi. Filmlerle ve kitaplarla ilgili başka ayrıntıları diğer yazılarımda okuyabilirsiniz. En son olarak, 4. yazımda da size tüm yazdıklarına hayran olduğum ve saygı duyduğum yazarı, J.R.R. Tolkien'i tanıtacağım. Bu büyülü dünyayla ilgili diğer ilginç konuları ve detayları kaçırmamanızı tavsiye ederim, hele ki benim gibi LOTR hayranıysanız.

8 yorum:

  1. LOTR addict olarak bende filme ayni gun gitmistim. :D

    YanıtlaSil
  2. :D belki aynı seansa denk gelmişizdir, ama birbirimizi görmemişizdir? çok kalabalıktı ya çıktığımızda hatırlıyorum da..

    YanıtlaSil
  3. Sadece Hobbit'i ve LOTR'un ilk kitabının yarısını okumuş olmama rağmen filmlerin en iyi kitap uyarlaması filmler olduğuna kesinlikle katılıyorum. Ayrıca üçlemenin müzikleri de bence Yüzüklerin Efendisi dünyasıyla çok iyi uyum içindeydi. Bu arada Hobbit'in de filminin yapılacağını okumuştum birkaç hafta önce. Nasıl olur bilmiyorum ama onu da oldukça merak etmekteyim şu an.

    YanıtlaSil
  4. onu bende merak ediyorum ya, ama imdb de 2011 yazıyordu gösterime giriş tarihi olarak. tabii daha günü falan belli değil. umarım LOTR serisiyle bir bütünlük içerisinde olur.

    YanıtlaSil
  5. lotr filmi izledigim en güzel film olsa da kitabın 3te biri diyebilirm

    YanıtlaSil
  6. evet aslında öyle, haklısın, ama yine de bence en iyi fantastik kitap uyarlaması:)umarım Hobbit de bu kadar güzel uyarlanır beyaz perdeye.

    YanıtlaSil
  7. Bravo Ecem anlatımın çok güzel.Tolkien'i okumuş biri olarak sahsen ben etkilendim :)

    YanıtlaSil
  8. Çok teşekkür ederim,gerçekten beğendiğin için çok mutlu oldum, tabii izleyicim olduğun içinde:D umarım gelecekteki yazılarımı da beğenirsin:)

    YanıtlaSil