1 Haziran 2010 Salı

İsrail'e Lanet Etmekle, Hitler Sempatizanı Olmak Arasındaki İnce Çizgi


Bu konuda benim birşeyler yazmam ne kadar doğru olur bilemiyorum; nihayetinde, bu blog, gündemi yakından takip edip olan olaylar ve/veya siyasette olan gelişmeler hakkında yazılar yazılan bir blog değil, tam aksine, insanları gerçek dünyadan ve onun dertlerinden bir anlığına da olsa uzaklaştırma, eğlendirme amacı güden bir blog. Yine de bugün, dünya çapında sarsıcı bir şok yaşatan ve neredeyse tüm dünyayı fikir ve duygu birliğine vardıran bir olaya tanıklık edildi: İsrail'in, Gazze'ye giden yardım gemilerine korsan misali saldırıp, sırf yardım etmek isteyen masum insanları yaralayıp öldürmesine. Ve bu konu hakkında okuduğumda, kafamda yazmam gerektiğini hissettiğim cümleler birbiri ardına hızla belirmeye başladı.
Yıllar önce, bir ara her akşam ana haber bültenini izlediğim bir dönem olmuştu, ve farkettim ki, haberleri öğrenmek için açtığınız herhangi bir bültende, genellikle tüm haberler iç karartıcı, can sıkıcı, üzücü, sinirlendirici ve endişelendirici oluyor. Bunun üzerine, iyice sinirlenmeye ve strese girmeye son vermek amacıyla, gündemi pek takip etmemeye başladım. Bununla pek gurur duymuyorum, yinede kendi hayatımın streslerinden ve üzüntülerinden dolayı zaten süngüm düşmüş bir biçimde dolaşıyor, stresten dolayı 16 yaşımda bir ömür boyu benimle yaşamaları için edindiğim mide reflümden ve ülserimden çok çekiyordum. Gerçek dünyadan, üzüntülerden, dertlerden kaçmak için romanlar yazdım, kitaplar okudum, filmler izledim. Başkalarının üzüntüsü, benim, içinde yaşadığım şartların, çevrenin, olanaksızlıkların üzüntüsünü bastırıyordu. Herkesin bir kaçış yolu vardır, benimki de cahillikti, bir nebze de olsa. Özellikle çok sıkıntılı geçirdiğim ve neredeyse evden hiç çıkmadığım şu son 6 ayda,aşağı yukarı hiç televizyon izlemedim, gazeteyi sadece kültür ekleri için elime alıp okudum ve gündemdeki önemli olayları, ondan bundan duyduklarımla, dolaylı yoldan takip ettim - buna takip etmek denirse. Bu yüzden şu anda yazdığım bu yazıyı, yazma konusunda otorite olmadığımı, belki benden daha bilgili olanların, yazdıklarımda birçok hata bulabileceklerini önceden söyleyerek sizleri uyarmak istedim.
Bugün geç saatte kalktım, önce 100 soruluk bi İngilizce testi çözdüm, yüzümü bile yıkamadan. Sonra bilgisayarımı açıp Facebook'a girdim, ve herkesin İsrail'i boykot ettiğini, kınayıcı sözler yazdığını gördüm. "Neler oluyor, yine ne yapmış bunlar?" diye söylenerek, Hürriyet.com a girdim ve olanları kendim okudum. Şaşırdığımı pek söyleyemem, çünkü nerede haksız savaşta olan iki ülkeden mağdur olanına (genelde daha fakir ülkeler mağdurdur) yardım kampanyası yapıldığını, eziyet edilen, işkence çektirilen, göz kırpmadan öldürülen insanlara, ilaç, yiyecek, giyecek vb. yardımı yapıldığını görsem, aklıma daima en korkuncu gelirdi: "O yardım gemilerine, uçaklarına saldırı düzenlerlerse ne olacak? Daha fazla insan ölürse ne olacak?" Nihayetinde İsrailliler, bu korkumu gerçeğe dönüştürüp, tüm dünyanın tepkisini üzerlerine çekmeyi başardılar.
Hepimiz şu anda İsraillilere lanet ediyoruz. Birçoğumuz onları boykot ediyor. Herkes, onların, yaptıklarının onbin hatta milyon katını çekmelerini diliyor (bende dahil). İçimizde köpüren öfke, tüm İsraillilerin telef olduğu katliamlar, doğal afetler vb. gibi senaryolar kurmamıza neden olup, en vahşi biçimde katledilip yok olsalar bile gözümüzü bir an olsun kırpmayacağımızı,"Oh, iyi oldu!" diyeceğimizi hissettiriyor. Yaptıkları terör, saldıkları dehşet yüzünden hepsini hakediyor olabilirler, hatta en korkuncunu bile.
Ancak benim rahatsız olduğum bir nokta var.
Facebook'ta açıldığını gördüğüm bir grup, şu an bulamadığım için, muhtemelen kapatıldı, ancak birçok kişinin paylaştığı bir sözü, başlıkları olarak atmış bir gruptu bu: "Bir gün gelecek, öldürmediğim her Yahudi için bana lanet okuyacaksınız!" A.Hitler.
Ve ben baktığımda, muhtemelen bu sabah açılmış olan grubun 1000'den fazla üyesi vardı.
Ben 89 doğumluyum ve bence, 80'li yılların jenerasyonundan olmak kolaydı, ülke içindeki sorunları saymazsak 70li, 60lı hatta 50lili yılların jenerasyonundan olmak bile bir parça kolaydı.
40'lı yılları hatırlıyor musunuz?
1. Dünya Savaşı'nın devletlerin saçmasapan çıkarları ve insan hayatına değer vermedikleri için çıkan aptalca bir savaş olduğunu düşünürdüm.
2.Dünya Savaşı ondan daha berbat. Daha acımasız. Daha korkunç.Daha az insani.
Şu anda 2. Dünya Savaşı'yla ilgili çekilmiş onlarca film var piyasada.
Schindler'in Listesi'ni hatırlıyor musunuz? Tüm film siyah-beyazdı, ancak Schindler'in gözüne çarpan, tüm o vahşetin ortasında gezinen küçük sevimli bir kız vardı. Filmdeki tek renkli şey, onun o kırmızı paltosuydu. Schindler'in, bir Alman olmasına ve Nazi Almanyasında yaşamasına rağmen, küçük kızı görünce gözlerinde beliren o tarif edilemez, endişe, acıma ve korkuyla karışık duyguyu yansıtan bakışı hatırlıyor musunuz? Filmin ilerleyen sahnelerinde, o kırmızı palto tekrar gözümüze ilişir, bir yığın cesedin arasında. Schindler'i o listeyi yapmaya ve kendi fabrikasında çalışan yüzlerce insanı ölümden kurtarmaya iten o küçük kızdır, onun kırmızı paltosu altındaki cansız bedenidir. Çünkü bir savaşın, vahşetin korkunçluğu, amacı ne olursa olsun, en masumun, en lekesizin öldürülmesiyle insanların yüzüne çarpar. Dünyanın en umursamaz insanı bile, o anda bir an için durup amaçsızca bakar,dehşete düşmüştür çünkü.
Eski mitlerde, bir Unicorn'u (Tekboynuzlu atı) öldürmek, öldüreni korkunç, lanetli bir hayata mahkum eder. Çünkü mitolojide, bir Unicorn'dan daha saf, daha lekesiz, daha masum bir yaratık yoktur.
Şimdi siz söyleyin, 5 yaşındaki bir kız çocuğunu, yahut kundaktaki birkaç günlük bebeği acımadan öldürmek, öldüreni daha mı az lanetli bir hayata mahkum eder?
Piyanist filmini hatırlayanınız var mı? İnsanlar zorla evlerinden çıkarılıp, sokakta bir sıraya diziliyor ve sırayla kafalarına birer tane kurşun sıkılıyordu. Kadın, çocuk, hiç aldırılmadan.
Hayat Güzeldir (La Vita E Bella) filmini hatırlayanınız var mı? Büyük çoğunluğu toplama kampında geçen bir filmdi, adam, yıkanmaya götürüleceklerini söyleyip tüm Yahudi çocuklarını toplayan Nazi askerlerine güvenmeyip oğlunu küçük bir dolaba saklıyordu. Giden çocuklar bir daha geri dönmüyor, öldürülüyordu.
O iğrenç toplama kamplarında, kadınlar tecavüze uğruyor, ardından işkence edilerek öldürülüyordu, hatta bazen öyle korkunç şeyler yaşıyorlardı ki, öldürülmeyi iple çeker hale geliyorlardı.
İşte beni rahatsız eden şey bu. Hitler pisliğin, faşist bir soykırımcının tekiydi. 6 milyondan fazla Yahudi'yi katletmişti.İçlerinde milyonlarca masum kadın ve çocuklar vardı. Bütün bu insanların tek suçu dinleriydi.O dine mensup bir ailede doğmuş olmalarıydı.
"Hitler'e hak veriyorum" diyenlere inanamıyorum. 70 yıl önce böylesine korkunç bir soykırım yapmaya çalışmış bu adamın, bugün bu vahşeti dünyaya yaşatan İsraillileri öngörebildiğini nasıl düşünebilirsiniz? O kadar ileri görüşlü bir adam olsaydı, o kadar hak verilecek bir kişi olsaydı, neden yarattığı yıkımın izleri hala dünyanın dört bir köşesinde bulunsun, neden tarihte bu kadar nefret edilen, tiksinilen bir lider haline gelsin? Hitler'e hak verenler, ileri görüşlülüğünü övenler, bu adam bu kadar iyi olsaydı neden ileri görüşlülüğüyle bir millet kurtarmış Atatürk gibi dünyadaki her ulus tarafından saygı görmesin? Neden işler iyi gitmediğinde, yarattığı vahşetle yüzleşmek yerine, işini kesinlikle şansa bırakmayarak, önce bir siyanür hapı ısırıp, sonra kendisini başından vursun?
Hitler'in yaptığına devam etmiş olmasını dilemek,ona hak vermek, bizi İsraillilerden farklı kılacak mı sanıyorsunuz? O kadar boykot eder ve tüm Yahudilerin Hitler ve Nazileri tarafından kadın, çocuk,hasta,yaşlı, bebek demeden gebertilmiş olmasını dilerken, bir an için durup bunu düşündünüz mü? Hitler'e hak vermeden önce, tek bildiğiniz korkunç bir adamın yarattığı vahşeti makul kılabilmek(!)- nasıl olacaksa- için sarfettiği bir laf iken, bu lafa körü körüne sarılmadan önce sizleri geçmişi araştırmaya ve o zaman yapılan katliamın, şimdikinden hiçbir farkı olmadığını görmeye davet ediyorum. İsrail'e lanet edeceğim derken, Hitler ve Nazi Almanyası sempatizanı olmayın; çünkü bu sizi de barış yanlısı olmaktan çıkarır ve İsraillilerle ve onların savundukları görüşlerle aşağı yukarı aynı kulvarda olmaya iter.
Ben barıştan yanayım ve aralarında yaklaşık 70 yıl olan iki katliamı da tüm kalbim,ruhum ve aklımla kınıyorum. Hayatını kaybedenlerin yakınlarının üzüntüsünü can-ı gönülden paylaşıyorum.
Albert Einstein'ın bir sözü var; 'İnsanlar 4. Dünya Savaşı'nı taş ve sopalarla yapacaklar' diye. Belki bu söyleyeceğim çok sinir bozucu olacak ama, insanlar o taş ve sopalarla yapılacak 4. Dünya Savaşı'nı bile göremeyecekler sanırım bu gidişle.

Allah hakkımızda hayırlısını versin, ne diyeyim!

2 yorum:

  1. bazen buyuk adımlar atalımderken sarsılırız ya hnı ama gıdılen yol acık hedeflere yolculuktu bazen neyle karsılasırsan karsılas ıcın ıcdanın hep aynısaftadır ... kımsenın oldurulememesınden pişman olunmaz ...ynı saatlerde aynı konuyu bende arastırmaya calıstım ılgımı ceken sozde aynıydı..... hanı bazı sozler vardır ıcıne ısleyen nerde o sozle ılgılı bısı gororsen gor bı paylasım ıstersın kendınce ama bır kelıme bambaska kucaklara surukler senı kınyalım derken kınanacak hale dusmeyelım ...gercekte muhtesem bı paylasımdı ayrıca Schindler'in Listesi'ni merk ettım sımdı kesınlıkle bulup ızlemelıyım ısralı lanetle deıl onların ıgrenc haksızlıgında haklı olarak kınıyorum ... herkes pişirıgı as kadar doyar ... onlar da bıgun o ş içinde ac kalırlar ilahı adalet onlardan cok cock yuce ..senı zevke kıp edıorum .qizemli kelebeq

    YanıtlaSil
  2. Beğenmene çok sevindim canım,dediğin gibi kınayalım derken kınanacak duruma düşmeyelim. Yorumun için teşekkürler:)

    YanıtlaSil