21 Temmuz 2010 Çarşamba

Hastasıyız Biz Bu Doktor House'un!


Altı sezondur devam eden ve TNT kanalında izleyiciye sunulan "House M.D." dizisine birçoğumuz rastgelmiştir. Benim rastgeliş hikayem, annemin denk gelip televizyonda izlemeye başladığı bir gün, Onur'la birlikte eve gelmem ve gözlerimin annemin övüp durduğu bu diziyi veren televizyon kanalına takılıp kalmasıyla başladı. Ekranda bastonlu, topallayan, sık aralıklarla bir ilaç kutusundan haplar alıp, susuz olarak yutan, gri saçlı, insanların içini röntgen gibi görebilen delici bakışlı mavi gözlere sahip, ukala, huysuz fakat çok ama çok zeki ve insanların gediğine anında taş koyabilen, müthiş bir adam vardı ve kancadaki yemin cazibesine kapılmış bir balık gibi, bende onun zekasına kapılıp yemi yutmuştum. Bu da bir sene içerisinde, dizinin 6 sezonu birden yutar gibi izlememe,ve başkalarına izletmeme neden olacak bir dönüm noktasıydı.
Piyasada birçok hastane-doktor dizisi olmasına rağmen, neden özellikle bu diziye kapıldığımı soracak olursanız, size belki de yüzlerce neden sıralayabilirim. Elbette bu nedenlerden en önemlisi diziye adını veren Dr. Gregory House karakteri. Dr. Gregory House, New Jersey'deki Princeton Plainsboro Hastahanesi'nin, (Türkçe çevirisiyle aşağı yukarı)teşhis ve tedavi bölümünün başkanıdır. Ancak kendisi, bildiğimiz doktorlara benzemez. Bacağı, geçirdiği bir ameliyat yüzünden sakat kalmıştır, ve ilaç almadığı zamanlarda onu çıldırtacak seviyelerde ağrır, bu yüzden cebinde hep plastik bir ağrı kesici kutusuyla yani (aşırı dozda alındığında tehlikeli olabilecek) Vicodin'iyle ve onu olmazsa olmaz yapan bastonuyla gezmektedir.
House, çok açık sözlü, sivri dilli, insanların, onun söylediklerinden asla hoşlanmadıkları bir dahidir, aldığı tüm vakalar, hiç kimsenin çözemediği, teşhis konulamayan vakalardır ve genelde ekibiyle birlikte kafa kafaya vererek çözümler üretip, “en iyi teşhis tedavi yoluyla konulur” mantığını çok sık takip ederek, ne yapıp edip hastaların, hepsini kurtaramasa bile, sorunlarının ne olduğunu mutlaka bulur. Onun lûgatında cevapsız kalmış bir soru yoktur.
House, bacağının ağrısı yüzünden daima bir acı içerisindedir, en çok kullandığı ve bahanesi olarak arkasına saklandığı cümle “I’m in pain” dir (Acı çekiyorum). House acı çektiği için insanlara kaba,huysuz ve çekilmez bir biçimde davranır,bazı insanları çıldırtma seviyesine getirecek kadar sinir bozucu olabilir, 6 sezon boyunca bir çok kez hastalarından olsun,meslektaşlarından olsun yumruk yediğini görürüz,ancak ilginç bir şekilde o bu yumrukları hiçbir şey olmamış gibi karşılar.Bu davranışı onu farklı kılan özelliklerindendir,ama sırf farklı olmak adına bunu yapmaz, genelde bunu hak ettiğini içten içe düşünür ve bu durum genelde izleyiciye yansıtılır.
House M.D. dizisinde her şey çok gerçekçi ve profesyonel bir biçimde seyirciye sunuluyor, yazım aşamasında birtakım doktorlar grubuna daima başvuruluyor ve doktor rollerindeki oyuncular, hastaya müdahale etme yöntemleri açısından,sıradan bir izleyiciye olduğu kadar bir profesöre de gerçekçi görünecek şekilde eğitiliyorlar. Doktor Robert Chase’i oynayan oyuncu Jesse Spencer, bir hastayı doğru bir biçimde entübe etme (gördüğüm kadarıyla,nefes yolu lenf nodüllerinin şişmesiyle kapanmış,nefes alamayan bir hastanın ağzından içeri, nefes yolunu tekrar açmak için demir bir entübe aleti sokma işlemi- hatam varsa kusura bakmayın) işlemini o kadar çok kez çalışmış ve dizi boyunca tekrar etmiş ki,gerçekten böyle bir durumla karşılaşsa,hastayı çok büyük bir ihtimalle gerçekten entübe edebileceğine inandığını söylüyor bir röportajında.
Bunun dışında hastalara verilen tüm haplar ve House’un Vicodin’i dizi için özel olarak hazırlanmış şekerlerden ibaret.Bunu Dr. Lisa Cuddy rolündeki Lisa Edelstein’ın kamera arkasında bize sette yaptırdığı tur sırasında öğreniyoruz. Bu turda ayrıca, hiçbir merdivenin ve asansörün bir kat üste çıkmadığını, sadece çekimlere yardımcı olsun diye yapıldıklarını da öğreniyoruz.
House’la ilgili ilginç bir şey daha var ki, o da Dr. Gregory House rolündeki muhteşem performansı ve kusursuz Amerikan aksanıyla tanınan Hugh Laurie’nin aslında bir İngiliz olması. Ancak İngiliz olmasına rağmen,bir Amerikalı’yı bile çok rahatlıkla kendisinin bir Amerikalı olduğuna inandırabilecek derecede mükemmel bir Amerikan aksanıyla konuşuyor ve 6 sezondur hiçbir konuşmasında doğuştan gelen İngiliz aksanını en ufak bir şekilde bile dışarıya yansıtmıyor.Bu durum birçok kişiyi şaşırtsa da,ben bu durumu Hugh Laurie’nin oyunculuğun yanı sıra, harika bir kulağı olan çok iyi bir müzisyen de olmasına bağlıyorum. Dizi süresince, House’un evinde bir piyano ve duvarda asılı duran hem akustik, hem de elektro gitarlar gözümüze çarpar, bazı bölümlerde House’un genellikle piyano, piyano kadar sık olmasa da ara sıra gitarlarını eline alıp çaldığını,hatta yer yer çaldığı parçaların sözlerini mırıldandığını görürüz. Hugh Laurie’nin bu müzik yeteneği, House karakterini ve diziyi çok hoş biçimlerde zenginleştirmektedir.
Dizinin başka ilginç bulduğum bir tarafı, House karakterinin, Sir Arthur Conan Doyle’un yarattığı Sherlock Holmes karakteriyle ne kadar benzediklerini keşfettiğim zaman ortaya çıktı benim için. House’da Holmes gibi yalnızdır,sefil bir durumdadır,ancak ikisi de müthiş derecede zekidirler ve Holmes çözümü imkansız gibi görünen cinayet vakalarını çözerken, House’da çözümü imkansız gibi görünen hasta vakalarını çözer. İkisi de insanları kendilerinden uzaklaştırırlar, kabadırlar,karşılarındakinin gediğine taşı anında koyarlar ve genellikle bilerek ve isteyerek damarlarına basarlar.Holmes keman çalarken, House piyano ve gitar çalar.İkisi de dış görünüşlerine özen göstermez, buruşuk kıyafetler giyerler ve pasaklılardır.İkisinin de aşkları tam bir hayalkırıklığıdır. İkisinden de sadık ve tek dostları hariç kimse hoşlanmaz. Holmes’ün Dr. Watson’ı varken, House’un Dr. Wilson’ı vardır dünyadaki tek dostları olarak. İki hikayedeki isimler bile görüldüğü üzere birbirine yakındır.Kısacası Gregory House, modern Sherlock Holmes’üdür zamanımızın.
Eğer favori sezonlarımı soracak olursanız,ilki 4. Sezondur, diziye yeni yüzlerin katıldığı ve iyi oyunculuklar sergilenen bir sezondur, House’un yeni karakterlerle uğraşmaları, zekice ve can alıcı esprileri bu sezonda iyiden iyiye yükselişe geçer, ayrıca 4. Sezonun son iki bölümü, ilk bölümden itibaren alışılagelmiş House M.D. dizisi kalıplarını kıran, müthiş bölümlerdir, bu bölümlerde gerçekleri House’la birlikte başta yabancılayacak, çözümü bu sefer gerçekten zor bir düğümü çözmeye çabalayacak, ve gerçeğe ulaştığınızda şok olacaksınız – en azından ben böyle hissetmiştim. Ayrıca bu son iki bölümde, normal bir Amerikan dizisi olmasına rağmen gerçekten uğraşılmış ve tüylerinizi diken diken edici görsel efektlerle de karşılaşacaksınız.
İkinci olarak,favori sezonum 6. Sezondur sanırım – yani bu seneki, şu an tatile girmiş olan sezon. Bu sezonda, insanların hayatlarının çok daha farklı noktalara gittiğini görüyoruz, yine özellikle son bölüm gülsem mi ağlasam mı karar veremediğim, çok güzel bir bölüm olmuş.
House M.D.nin, senaryosuyla,derinliğiyle,çözüme kavuşmayı bekleyen vakalarla,doktorlarının değişik yönlere sapan hayatlarıyla, ancak asıl olarak, dudaklarında sürekli “Everybody Lies” (Herkes yalan söyler) cümlesiyle gezen,asla iyileşmeyecek bacağının ağrısıyla kıvranan ve bu acıyı dindirmek amacıyla belki de kendini defalarca ölümün eşiğine getiren,kendini hiç kimseye açamayan, tek sevgili dostu Wilson dışında kimseye güvenemeyen,aşık olduğu kadınlar tamamen birer hayal kırıklığı olmuş,akıl sağlığını ara ara yitirip geri kazanmış,sefil bir hayat süren yapayalnız Doktor Gregory House’uyla şimdiye kadar izlediğim en güzel dizi olduğunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Bu yüzden benim gibi dizinin müptelaları için Hugh Laurie’nin en az 2 sezonluk daha anlaşmaya imza attığını ve bu güzel dizinin en az iki sene daha süreceğini öğrenmiş olmaktan gerçekten mutluluk duyuyorum.
Kendimi ne zaman kötü hissetsem, açıp House izlerim ve bir şekilde kendimi daha iyi hissederim. Dizide kendimden daha kötü durumlarda olanları mı görüp avunuyorum yoksa insanların zaman zaman garip olabileceğini,hatalar yapabileceğini, ancak nasıl olursa olsun ve kim olursa olsun bir şekilde yaşayıp gidebileceğini görüp kendimle bir şekilde bağdaştırıyor muyum diye sorarsanız size cevap veremem, belki ikisi de, belki hiçbiri, bilmiyorum.Ancak yoğun bir günden ve çözülen bir vakadan sonra, House’un Wilson’la çene çalarak asansörden çıkıp hastane kapısına topallayarak ilerlediğini ne zaman görsem, ilginç bir biçimde,içinde bir tanıdıklık duygusu da barındıran,”her şeye rağmen yaşamak hoş bir şey” düşüncesinin içimi ısıttığını hissediyorum.Ve sadece bunun için, bu diziyi ömür boyu, her hafta izlemeyi iple çekecek,kendim de dahil milyonlarca insan olduğunu biliyorum. Ve eğer kendinizi onlardan biri gibi hissediyorsanız, House M.D. dizisini izlemenizi can-ı yürekten tavsiye ediyorum.

14 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten. Diziyi ve House karakterini çok güzel ifade etmişsin canım. House MD çok güzel bir dizi olmasına karşın benim pek beğenmediğim bir özellik olarak sanırım şunu söyleyebilirim. Bunun sebebi arka arkaya birden fazla bölüm izlemek de olabilir belki ama her bölümün benzer şekilde başlıyor oluşu bir noktadan sonra sıradan gelmeye başlıyor bence. Yani bölüm başında genelde birisi aniden kötüleşip yere düşüyor. Bölümlerin sonu da genelde zorlu bir vaka ve dönemin ardından bir müzik eşliğinde, hafif rahatlatıcı bir havayla "hayat her şeye rağmen devam ediyor" hissi verilerek bitiyor. Ancak bu genelde benim hoşuma gidiyor diyebilirim. Ayrıca bölümlerin sonunda çalan müzikler oldukça güzel olabiliyorlar. Sonuç olarak House MD kesinlikle bağımlılık yaratabilen bir dizi bence. Gündelik hayatta etrafta gördüğüm bazı olaylarda "şimdi bu durumda House olsa nasıl bir tepki verirdi, ne yapardı acaba?" diye düşünmeden edemiyorum ara sıra.

    YanıtlaSil
  2. İşte dediğim gibi 4. sezonun son iki bölümünde söylediğin şekilde ilerlemiyor dizi,mesela 6. sezonun ilk bölümleri de çok farklı,yine 6. sezonda bir bölümde Wilson'ın, başka bir bölümde Cuddy'nin bir gününü, onların gözünden House'u falan görüyoruz, o bölümlerde çok güzel olmuş bence.Ancak dediğin gibi genelde biri yere düşüp kıvranmaya başlıyor.Yine de beni hastalar değil, genelde House ilgilendirdiği için, o kısımları biraz görmezden geliyorum:)

    YanıtlaSil
  3. O bahsettiğin bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum zaten. Sen ilk bahsettiğinde bana merak etmiştim baya :)

    YanıtlaSil
  4. Sabırlı ol,şunun şurasında 3 bölüm kaldı 4. sezonun son iki bölümüne:D göreceksin(sesim Oz büyücüsündeki cadının sesi gibi çıkıyormuş gibi geldi birden:S)

    YanıtlaSil
  5. Varlığından haberdar olup yoğun istekle ve sabırsızlıkla beklediğim yazın yine çok güzel olmuş gerçekten:)) bu arada muhtemelen biliyosundur eğer bilmiyosan da çok hoşuna gideceğinden eminim;hugh laurie harika bi aktör ve müzisyen olmasının yanı sıra the gun seller ve the paper soldier adında 2 romana imza atmış bi yazar.aradım ama bulamadım ben bu kitapları :s belki sen istanbulda bulursun, keşke bi yerlerde bulabilsek yada netten sipariş edicem artık:)) bu arada bildiğim kadarıyla jesse spercer'da keman çalıyo.gerçi bişey çalıp çalmamasının bi önemi yok sadece "cancer,lupus,ms..."falan deyip hatta demeyip gülümsese de olur:)) dizinin her bölümü(genelde benzer hikayelerle başlaması dışında)çok yaratıcı ve heyecanlı.jesse'i bilmem ama ben entübe edebilirim galiba artık birini:)ilk bölümden itibaren aynı kalitede gitse de house'un takımı değiştikten sonra dizinin daha renkli olduğunu düşünüyorum ben ve seninde söylediğin gibi 4.sezon (özellikle son bölümleri) ve 6.sezon mükemmel olmuş.gerçekten çok iyi oyuncularla ve hakkı verilerek çekilmiş bi dizi house md.her karaktere ayrı bağlanıyorsun.eric'in mantığına,robert'ın(özellikle cerrah olduktan sonraki)cool ve tatlı haline(gözlerimde kalpcikler uçuşuyo:p) ama favorim denge-sabır-huzur adamı wilson:)house'un karakterinin ilginçliğine ilginçlik katan sadece pisliğin teki olmadığını düşündürüp wilson'la aralarındaki takıntılı dostluğa bağlılığını sorgulatan"lan gıcık mıcık ama bu wilson'ı da seviyo şaka maka"dedirtip kafa karıştıran karakter olmasaydı daha anlamsız olurdu.veee greg house... böyle dahi ve deli bi karakterin gerçek hayatta olmasını hatta benim hayatımda olmasını çok isterdim açıkcası.her belirtiden kendime tehşis koymaya çalışmama neden olsa da beni bu diziyle tanıştırıp hastası olmama sebep olduğun için teşekkür ederim!!:)sınav dönemimdeki tek sosyal etkinliğim olan house'un zihin açma etkisi de var duyurulur:))

    YanıtlaSil
  6. Hayır, kitapları olduğunu bilmiyordum,ama madem öyle bundan sonra deli gibi arar,bulursam da ikimiz içinde birer kopya alırım, merak etme:D internetten sipariş iyi fikir ama, kitap olunca söz konusu sipariş,ağırlığı yüzünden daha fazla masrafla geliyor Türkiye'ye:S
    Wilson'ı bende çok seviyorum, özellikle House'la aralarındaki şakalaşmalar ve ağız dalaşları harika,birbirlerini öyle ince taşlıyorlar ki, adamların ne kadar zeki oldukları direk ortaya çıkıyor:) Örneğin 4. sezonda bir bölümde House Wilson'ın gizli sevgilisini öğrenmeye çalışırken aralarında geçen diyalog müthişti.

    HOUSE: "Benden sakladığına göre tanıdığım biri olmalı. Çok fazla ortak kadın tanımıyoruz, ortak tanıdıklarımız, Cuddy,eski karıların - "
    WILSON: "Annen.."

    Ve az önce 4. sezonun son iki bölümünü Onur'a da izlettim, o da bizim gibi etkilendi bölümlerden, 4 kere falan seyrettim o bölümleri ve hala aynı tesirin altına giriyorum. Neyse daha fazlası spoiler'lık olur,yazmayayım. Senin de yorumun çok güzel olmuş, izninle bu yorumu blogta da paylaşıyorum,bu kendiminkiyle birlikte.Beğendiğine çok sevindim:)

    YanıtlaSil
  7. Ayrıca umarım resimleri de beğenmişsindir:)

    YanıtlaSil
  8. 4. sezonun son 2 bölümü cidden baya güzel olmuş. Bir dizi için baya uğraşılmış. Etkilenmemek mümkün değil zaten; hele bir de o kadar sezon ve bölüm izleyip karakterlere iyice bağlandıktan sonra. Ha bir de aklıma gelmişken belirtiyim; yeterince uzun bi süre House izledikten sonra diğer başka hastane dizileri çok ciddi ve sıkıcı gelebiliyorlar.

    YanıtlaSil
  9. ya da saçma ve yapmacık geliyorlar insana nedense:)

    YanıtlaSil
  10. kesinlikle katılıyorum.ve belirtmeyi unutmuşum ama resimlerde mükemmel tabii:)

    YanıtlaSil
  11. House izeyeli belki 1 yıl belkide daha az oldu ama inan mübtelası oldum yayınlandığı kanalda yavaş gittiği için netten takip ediyorum.ilk 2 sezonu kaçırmıştım şu anda onları izliyorum.Adam sayesin de sanırım doktor olacağız.Yazın çok güzel yalın ama etkileyici holmes ve house evet aynı karakterdeler zekaları aynı sadece görev yaptıkları alan farklı. bu arada onlar hakkında Türkiyede sadece bir grup var net üzerinden daha fazla kaynak nasıl bulabilirim

    YanıtlaSil
  12. Öncelikle yorumunuz için çok teşekkürler,yazıyı beğendiğinize çok sevindim. Daha fazla kaynak bulma konusuna gelince,internet bu kaynakların en genişi olacaktır sanırım,sadece gruplarda değil vikipedi.com da, ekşi sözlükte vb yerlerde bilgi bulabileceğinizi sanıyorum,House hakkında. Bunun dışında birkaç ay önce kitapçılara yeni bir kitap geldi, "House Hakkında Herşey" diye,o kitapta dizi hakkında,bölümler hakkında yazılar ve açıklamalar olduğunu görmüştüm kitabı şöyle bir karıştırdığımda,o kitabı alabilirsiniz, muhtemelen herhangi bir D&R yahut Remzi Kitabevi'nde bulabilirsiniz,bu kitabın iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum.
    En kötü - zaten yapmışsınızdır ya yine de yazayım- google.com.tr ye House dizisi diye yazarsanız,birçok kaynak çıkar sanırım. İyi seyirler!:)

    YanıtlaSil
  13. House md dizisi sıradan medikal dizilerinin cok ötesinde. Yapımcılarının ve sizin de belirttiğiniz gibi ünlü dedektif Sherlock Holmes House karakteri için esin kaynağı olmus. Bu nedenle de house ne sıradan bir doktor ne de sıradan bir insan. Dizi hakkında birden fazla kitap yazılması(konulan teshislerin ve hastalıkların hepsi olmasada coğunluğunun doğru kararlar olduğu ispatlanmıstır bu kitaplarla), basta emmy olmak üzere bircok ödül töreninden eli bos dönmemesi dizinin basarısını ve seyircisini nasıl etkilediğini gösteriyor. Ülkemizde de tnt kanalıyla daha fazla izleyiciye hitap eder oldu. Yazınızı bir House sever olarak oldukca basarılı ve tanıtıcı buldum :)

    YanıtlaSil
  14. Yazıyı beğenmenize çok sevindim, sanırım yazıda değinmeyi unuttuğum nokta, dizinin ne kadar çok ödül almış olmasıydı,bunu yazının tüm okuyucularına ve tabii ki bana hatırlattığınız için çok teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil